Evde Lider, Dışarıda Görünmeyen: KADINLAR
Evde bir bakıyorsunuz Anneler, Eşler; eve giren paranın yönetiminden, nereye harcanacağından, o ay eve neler alınacağından çocukların eğitimine kadar, akraba ilişkilerinden, günlük kararların ve hatta çoğu kritik kararların alınmasına kadar her şey onların kontrolünde. Çocukların izin alırken babalarından daha çok anneleri ikna etmeye çalışmaları, kocaların eşlerinden aldıkları izinlere kendi aralarında 'İçişleri Bakanından alınan izin' benzetmesi yapılması erkek egemenliğinin olduğu bir toplumda kadının evdeki egemenliği olmuyor mu? 'Arkadaşım sen hanım köylü müsün?' diye sorarken aslında o evde kadının egemen olup olmadığını sorgulamış olmuyor muyuz?
Peki ama aynı kadınlar ev dışında, toplumun geri kalanında neden çoğu zaman arka planda kalıyor? Düşünsenize neden hak aramak zorunda kalıyorlar, erkeklerin sahip olduğu fırsatlara kendileri de sahip olmak için uğraş veriyorlar? Neden '8 Mart Dünya Kadınlar Günü' var da 'Erkekler Günü' yok? Çünkü çoğu hak ve fırsat zaten erkeklerin elindeydi. Evde güçlü olan kadınlar, toplumda neden arka planda kalıyor? Çünkü tarih boyunca erkek egemen sistem, onların sesini sınırladı. Kadın ve erkek arasında anlaşmazlık olduğunda kimin haklı olduğuna değil kimi ''egemen'' olduğuna bakıldı hep maalesef ...
Tarihsel Güç ve Risk:
Erkekler tarih boyunca savaşlarda, avlarda, tehlikeli işlerde risk aldılar. Eve ekmek getirdiler. Bu riskler, onlara toplumsal görünürlük, liderlik ve haklar olarak geri döndü. Egemenlik, çoğu zaman eve ekmek getirme çabasının bir ödülü olarak erkeklere verildi.
Kadınlar ise evde ve topluluk içinde hayatın devamını sağladılar, eve gelen ekmeği hazırlayıp sofraya koydular; bubaşlangıçta görünürlüğü olmayan ama vazgeçilmez bir güçtü. Bu güç, tarihin resmi sistemleri tarafından ödüllendirilmedi, ama toplumun devamı için hayatiydi. İşte başlangıçta fark edilmeyen bu gücün yaşam sosyolojisinin, teknolojik gelişmelerin ve kaçınılmaz endüstrileşmenin sayesinde ortaya çıkması ile kadın hakları ve kadınlar günü hayat buldu. 'Kadın-Erkek fiziksel ve biyolojik olarak eşit olmayabiliriz ama aynı haklara, aynı fırsatlara sahibiz' diyen kadınlar aslında tarih içinde alamadıkları ödülün peşine düşmüş oldular ve kendilerinin de toplumsal görünürlüklerinin olmasını istediler.
Oysa Tarih sadece Erkeklerle değil Kadınlarla da Yazıldı:
Gerçekte kadınlar sadece evle sınırlı değildi; tarih boyunca toplumu ve dünyayı şekillendiren öncüydüler:
Bu örnekler gösteriyor ki kadınlar görünür olmasalar da toplumu şekillendirdiler. Ama çoğu zaman eve ekmek getirme ödülünün sahibi olamadılar; tarih ve sosyal yapı, ev dışındaki liderliklerini görmezden geldi. Kadın ve erkek fiziksel, biyolojik ve psikolojik olarak farklı yaratılmış olsalar da ; örneğin roller ve görevlerde farklılıklar olsa da, bu kadın-erkek arasındaki eşitliği ihlal etmez, etmemelidir. Hukuki, sosyal ve ahlaki haklar açısından eşittirler. Günümüzde yaşanmış ve yaşanan yanlış tecrübeler vardır ancak bilinmesi gereken o dur ki; Yüce Dinimiz İslamiyet 'farklı yaratıldılar ama hakları eşittir' fikri ile tamamen uyumludur.
8 Mart, kadınları yüceltmek için değil; onların evde, sokakta, iş hayatında ve tarih boyunca nasıl vazgeçilmez roller üstlendiğini fark etmemiz için var. Kadınlar Gününün anlamı da buradan gelir: kadınların görünmez katkılarını ve haklarını hatırlamak, toplumda eşitliğini vurgulamak.
Düşünün… Evde her şeyi yöneten bu kadınlar, toplumda daha görünür olsaydı bugün dünya çok daha farklı ve belki de çok daha adil bir yer olurdu. Unutmayalım ki: görünmez olan güç, görünür olan gücü şekillendirir.
Belki de; 8 Mart Dünya Kadınlar Gününde asıl kutlamamız gereken, görünmeyen ama vazgeçilmez güçtür.
SAĞLICAKLA KALIN