Menü 	Düşünmek Özgürlükse, Özgürlük Sivas Times!
Tarih: 13.03.2026 23:27
İLBER ORTAYLI HOCA’NIN ARDINDAN

İLBER ORTAYLI HOCA’NIN ARDINDAN

Facebook Twitter Linked-in

İLBER ORTAYLI HOCA'NIN ARDINDAN DÜŞÜNDÜREN SÖZLERİ VE TARİHE BAKIŞI

 

Türkiye, İlber Ortaylı'nın sık sık dile getirdiği bir gerçeği düşünmek zorundadır: Bu ülke tarih yapan bir ülkedir; fakat tarih bilincini ve tarihçiliği aynı ölçüde geliştirebilmiş bir ülke değildir. Ortaylı'ya göre Türkler, tarih sahnesinde son derece etkili bir millettir. Hatta bu coğrafyada yaşayan hiçbir kavmin tarihini Türkler olmadan incelemek mümkün değildir. Bu yüzden ciddi tarihçi çevrelerinde sıkça şu söz söylenir: "Türkçe öğrenilmeden tarih yapılmaz."

Batılı araştırmacıların yüzyıllar önce Türk tarihine gösterdiği ilgi de dikkat çekicidir. XVII. yüzyılda henüz 14 yaşında iki Fransız çocuğun Türkiye'ye hiç gelmeden Türkçe öğrenmesi bunun çarpıcı bir örneğidir. XIV. Louis döneminin bilim insanlarından biri ise Çin metinlerini inceleyerek içlerinden Türklerle ilgili bölümleri ayırmıştır. Buna karşılık biz çoğu zaman bu çalışmaların sonuçlarını ancak tercümeler aracılığıyla öğrenebilmişizdir. Hatta Hegel bile bir dönemde "Osmanlı tarihini yazan kimse yok." diyerek bu durumu eleştirmiştir.

Ortaylı, Osmanlı kültürünün reddedilerek yeni ve özgün bir kültür oluşturulamayacağını savunur. Ona göre tarihî miras inkâr edilerek değil, doğru anlaşılırsa toplum gelişebilir. Bu düşüncesini çarpıcı bir soruyla dile getirir: "Osmanlı padişahları yıllarca haremde cariyelerle eğlenerek mi günlerini geçirdi? Eğer öyleyse bu devlet 600 yıl nasıl ayakta kaldı?"

Osmanlı Devleti'nin aslında bir "Balkan İmparatorluğu" olarak kurulduğunu vurgulayan Ortaylı, bu devletin Avrupa kıtasına giren ikinci büyük İslam gücü olduğunu hatırlatır. Tarihi değerlendirirken efsanelerle değil, gerçeklerle konuşmak gerektiğini özellikle belirtir.

Toplumsal yapı konusunda da eleştirileri vardır. Türkiye'de "burjuva" olarak adlandırılan kesimin önemli bir bölümünü; okumayan, toplumunun farkında olmayan ve emek vermeden büyük hayaller kuran bir kitle olarak değerlendirir.

Sarıkamış Harekâtı'nı ise açık bir şekilde "strateji hatası ve politika faciası" olarak tanımlar. Ayrıca tarım sektöründen uzaklaşmanın getireceği tehlikelere de dikkat çeker. Köylerin çözülerek insanların büyük şehirlere yığılmasının ağır sonuçlar doğurabileceğini söyler ve bu konuda Britanya'nın yaşadığı tecrübeyi örnek gösterir.

Din ve devlet ilişkisi konusunda Ortaylı'nın görüşü nettir: "Dünyada doğru dürüst hiçbir devlet yoktur ki dini kontrol etmesin. Bunun demokratik gelişmişlikle doğrudan ilgisi yoktur; büyük dinlerin yapısı ve geleneği böyledir."

Osmanlı sadrazamları hakkında dolaşan yüzeysel yorumlara da karşı çıkar. Ona göre büyük devletler güçlü devlet adamlarıyla yönetilir. Nitekim XIV. Louis, I. Elizabeth, Kraliçe Victoria ya da Napolyon gibi hükümdarları başbakansız düşünmek mümkün değildir.

İlber Ortaylı'nın sözleri, yalnızca geçmişi anlatmaz; aynı zamanda bugünü ve geleceği de sorgulatır. Onun düşünceleri, tarihe bakarken yüzeysel yargılardan uzak durmayı ve geçmişi anlamadan geleceğin kurulamayacağını hatırlatır




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —