AB-I HAYAT SİVAS

AB-I HAYAT SİVAS

...

AB-I HAYAT SİVAS

Asırlardır sırtındaki zümrüt esvap sular,
Omuzlarında taşıdığın kutlu yükler,
Kızılırmak üstündeki Selçuklu köprüler,
Yıldız dağları, bir gözcü gibi nereye bakarsın?

Dokuz asırlık tarihi ardıç ağacı, bozkır dağlarını tütseler,
Olağanüstü bir flora ile kol kola gezer efsaneler.
Her taşın altında saklıdır sırlar, efsunlar ve gizler.
Ey Ab-ı hayat, Sivas şehre sığmayacak kadar büyüksün!

Sivas, iç içe geçmiş tarihî ve inanç değerleriyle,
Manevi güç kaynağı olur tarihi yerler.
Masiva’dan maveraya açılır yollar,
Başında Kelkit Vadisi’nin tacını bulursun.

Her adımda bir yankı, her bakışta bir hatıra,
Zamanın ötesine dokunan bir hüzünle sarar.
Bir yolculuğa eşlik eden rüzgarlar,
Geçmişinle kucaklayıp, yürürsün geleceğine.

Sivas ufkundaki irfan meclisinde tefekkürler,
Sır sıra dizilir camiler, hamamlar, hanlar ve kümbetler.
Kekik kokulu vadilerinde dolaşırken ruhun,
Ne ihtiras, ne haset, yer bulmaz artık gönlünde.

Canan olur, şiir dizisi gibi sıralanan ovaları,
Kırk asırlık şehre karışan Gökmedre’nin mavi sesleri,
Kongre Binası’nda yükselen Gazi’nin sesleri,
Yüreğinde dağ, varlığında aslan yeleleri olur.

Yüreğinde doğan Yıldız Dağı’nın asaletiyle,
Kırk asırlık “Ulu Çınar” şehre bakarsın.
Kösedağı, kanat gerer üstüne...
Veysel’in nefesi, senin nefesin olur.

Paşabahçe yiğitler divanında otağ kurmuş Köroğlu,
"Abı hayat" katar ruhuna,
Emre Köyü’nde nöbet bekleyen Yunus Emre,
Aşk yolunda sırdaş olursun.

Kırk asırlık şehrin ruhunu yaşadıkça,
Kutsal emanetleri gibi görürsün insanları.
Sivas mefkûresinden başka ne varsa, unutursun,
Ölümüne, gamına, tipisine, karına gülerek yürürsün.

Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan irfan menzili,
Divriği kültür abidesi, Tanrı’nın insana değmiş eli,
Sırrına erip, Tanrı katına çıktıkça ruhun,
Kalmaz artık ne siyaset, ne fikir maskarası. 

Elbette ruh ve yürek sağırları anlamaz bunu,
Sivas’ın bağrında bütün şanlı ecdat gömülü.
Türlü türlü yemişler verir Sivas mazisi,
Derinleşen hakikati toprakta bulursun.

Sivas’ın mazisinden fışkıran ışıklar,
İlahi kaynaktan beslenirsin feyizler.
Gömülü vücutlardan alırsın gıdalar,
Leyla’yı içinde bulan er gibi yürürsün.

Sen ne kadar güzel bir şeysin, adın şanlıdır,
Bizim bütün talihimiz sende saklıdır,
İrfan sofrasında yaşadıkça hakikatleri,
İnsan olana dağ, hain olana hançerdir.

Sivas’ın şiirini yeniden yazmak için,
Dirilir beyler elbet bir gün,
Tekrar irfan medeniyeti kurmak için,
Söndürürler cehaletin kara mumunu.

Aktepe’de yine kopar bir bora,
İrfanımızla bozulur cehaletin cakası,
Sivas’ın mazisi dirilip bize buyruk verince,
Sivas’ın gövdesini döndürürler maziye.



Anahtar Kelimeler: - HAYAT SİVAS