Ey!Ab-ı Hayat Sivas

Ey!Ab-ı Hayat Sivas

...

Leylayı İçinde Bulan Er Gibisin,Ey!Ab-ı Hayat Sivas

Coğrafyanın, kültürün ve tarihin buluşma kavşağı olan Sivas’ın sırtındaki esvap sular, zümrüdî bir renge sahiptir. Sivas’ın tarihi, şehre sığmayacak kadar büyüktür. Bu büyük tarih, Sivas’ın binlerce yıllık geçmişi boyunca omuzlarında taşıdığı en kutlu yüktür. Yıldız Dağları, bir gözcü gibi bakar Sivas’a... Kızılırmak, bütün gayretiyle şehrin şuurunu açık tutmaya çalışır, üstündeki Selçuklu köprüsüyle... 9 asırlık tarihi ardıç ağacı, adeta Sivas’ın bozkır dağlarını tütseler. Sivas, Kelkit Vadisi’nin tacına bürünür.

Sivas diyarının bereketli toprakları, olağanüstü bir flora ile efsaneler kol kola gezer. Sivas, başlı başına bir hikâyedir; bir Anadolu hikâyesidir. Tarih, kültür ve efsane fısıldayan yorgun bir kentin sokaklarına adım atıldığında, şehri kucaklamak mümkündür. Bu şehirde, her taşın altında bir sır, bir efsun ve giz vardır. İçlerinde gizemleri taşıyan efsaneler de, Sivas’ın derin geçmişine tanıklık etmektedir. Sivas, tarihî ve millî değerlerle iç içe geçmiş, inanç yönüyle toplumu derinden etkileyen bir şehir olmuştur. Sivas tarihinin temelinde inanç unsuru yatar. Tarihin meydana geldiği yerler, manevi bir güç kaynağı ve psikolojik bir rahatlama mekânıdır. Kişileri, kendi tabiatını oluşturmada iyiye yönlendiren efsaneler de dikkate alınacak sayıdadır. Taş, ağaç, hayvan, veli, yatır, Hz. Ali, Mecnun, dağlar, mağaralar, göller, pınarlar, tabiat, kaleler, köprüler, şehirler, dere, olağanüstü varlıklar gibi her konuda tarih yaşamaktadır.

Sivas ufkunda kurulu irfan meclisinde tefekkürle; camiler, kümbetler, hamamlar ve hanlar sıra sıra dizilir. Bu şehrin esrarına vâkıf olursun. Masiva’dan maveraya yol bulursun. Ne ihtiras, ne haset, gönlünde yer bulmaz. Bedenini fethedip ruhunu teslim aldıkça, Sivas’ın kekik kokulu vadilerinde dolaşır ruhun. Şiir dizisi gibi sıralanan ovalar, canan olur duygularında… Sivas’ın fışkırttığı suların şairane serinliğinde can bulursun. Kırk asırlık şehrin sesiyle karışan Gökmedre’nin mavi sesi, varlığında aslan yelelerine dönüşür. Kongre Binası’nda yükselen Gazi’nin sesi ile birleşerek kuvvet olur, dağ olur. Yüreğinde doğan Yıldız Dağı’nın asaletiyle, kökü derinlerde olan 40 asırlık “Ulu Çınar” şehre bakarsın. Kösedağı, kanat gerer üstüne... Veysel’in nefesi, senin nefesin olur.

Paşabahçe yiğitler divanında otağ kurmuş Köroğlu, ruhuna "abı hayat" katar. Emre Köyü’nde nöbet bekleyen Yunus ile aşk yolunda sırdaş olursun. Kırk asırlık şehrin insanlarını, kutsal toprağın kutsal emanetleri gibi görürsün. Tunçtan bir heykel gibi tek başına, kırk asırlık şehrin ruhunu taşır, Sivas Mefkûresinden başka her varlığı unutup, ölümüne, gamına, tipisine, karına gülerek yoldaşlık edersin, gökte güneşle, ayla…

Sivas, Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan irfan arayışının menzilidir. Divriği kültür abidesi, Tanrı’nın insana değmiş elidir. Divriği kültür abidesinin sırrına erip, Tanrı katına çıkan ruhun, Sivas’ın şeref taşan mazisinin efsanesinde yer bulur. Orada ne siyaset, ne fikir maskarası vardır. Elbette ruh ve yürek sağırları, bunu anlamaz. Sivas’ın bağrında bütün şanlı ecdat gömülüdür. Türlü türlü yemişler verir Sivas mazisi… İlahi kaynaktan aldığı hızla, gömülü vücutlardan gıda alarak, derinleşen hakikati toprakta bulursun. Sivas’ın mazisinden aldığı ışıkla, Leyla’yı içinde bulan er gibi yürürsün, Sivas’ın yarınlarına...

Sen ne kadar güzel bir şeysin, ey şanlı Sivas! Bizim bütün talihimiz sende saklıdır. Sivas’ın mazi irfan sofrasında mest olarak konuşurken; insan olana dağ, hain olana hançer olursun. Sivas’ın şiirini yeniden yazmak için, elbette bir gün beyler dirilir. Sivas’ın ufku açılır. Sivas’ı tekrar irfan medeniyet gölü yapmak için, söndürürüz cehaletin ana mumunu. Yiğitolar,

dersinizi öğrenin! Aktepe’de yine kopar bir bora. İrfanımızla bozulur cehaletin cakası… Sivas’ın mazisi dirilip bize buyruk verince, irfanımız sebildir; akıtarak hepsini, Sivas’ın gövdesini döndürürüz maziye...



Anahtar Kelimeler: !- Hayat Sivas