12 Mart 2022 tarihinde İstanbul’da yapılan Kabulünün 101. Yılında İstiklâl Marşı ve Milli Şairimiz Mehmed Âkif Ersoy 2. Uluslararası Sempozyumunda, Uzman Sinan DOĞAN Akif’te İrfân-Mekân İlişkilerinde Erginleştirme Yöntemi’’adlı tebliğ sunumunda, Safahat’ta yer alan bilgi ve olaylar, insanın gerçek manada tekâmül edebilmesinin icaplarını göstermektedir. Kaygı ve ıstırap, müteal yolculuğun kıvılcımlarıdır diyerek konuşmasına şöyle devam etti;
Erginleştirme, insanın tekâmül ettirilmesinde başvurulan yollardan biridir. İnsanların tekâmül ihtiyaçlarını veya insanın tekamül ettirilmesinde; maddi ve manevi gelişimini,toplumsal bellekteki bilgilerin mekân ile ilişkilendirilerek sunulmasıdır. Kolektif hafızada yer alan bilgilerin mekân ile ilişkilendirilmesi, boyutlar arası geçiş yapılmasını ve tinsel ve kişisel özeliklerin kazandırılmasıdır. Erginleştirme yönteminde mekânlar, sır saklayan, hatta sırrın ağırlığıyla taşan canlı bir varlık gibi anlatılır.Mekân,insanın sırdaşı işlevi görür. Mekâna kutsiyet kazandırılması insan üzerine yeni bir işlev yüklenmesidir.
Akif’in fikir kaynağı toplum ve toplumsal bellek ve mekânlardır. Mehmet Âkif Ersoy, sosyolojik, psikolojik, tarihsel çözümlemelerle; geçmişi, felsefeyi ve kültür mirasını duyumsayarak yaşadığı ve konumlandırdığı ideal toplum düzenini gerçekleştirme tahayyülüne sahipti. Akif, İnsan ve topluma kemal derecesinde hizmet etme anlayışını, ideal âlemin arayışını ve terennümlerini ‘’Safahat’a’’ yansıtmıştır. Âkif, üzerinde yaşadığı coğrafyayı, kendi irfanı üzerinden tanımlamış ve anlamlandırmıştır. Safâhat’ta yer alan bilgi ve olaylar, insanın gerçek manada tekâmül edebilmesinin icaplarını göstermektedir. Safâhat’ta manevi derinliğe sahip içe dönük insan oluşturma çabası yer almaktadır Toplumsal sorunların, toplumsal iç dinamiklerin doğrultusunda çok büyük çaba ve kaygı ile(gözyaşı-ter) doğru bir şekilde teşhis edilmesi vurgulanmıştır. Kaygı ve ıstıraba dönüşmeyen hiçbir fikir, “benliğini aşan dış dünyada, anlamlı ve amaçlı eylemine dönüşemez.Kaygı ve ıstırap, ‘’müteal’’ yolculuğun kıvılcımlarıdır.Bu yolculuğun her aşamasında, yeni bir ‘’müteal’’ ilişkiyi keşfederek hayata dönmek ve insanı ve toplumu anlamlandırma ve aydınlatmaktır. Cemil Meriç, Akif’i ülkenin hem de bütün bir kıtanın sesi olduğunu belirtmektedir. Akif toplumun aydınlatılmasında ve halkın idrak seviyesinin yükseltilmesinde erginleştirme yöntemini kullanmıştır.Toplumsal hafızada yer alan bilgilerin, mekân üzerinden canlandırılması ve sunulması, mekânın canlı organizmaya dönüştürülmesidir. Bu bağlamda kişi ve toplumun, boyutlar arası geçiş yapılması suretiyle biçimlendirilmesidir. Tarihî ve coğrafî sahada yer alan bilgilerin tutarlı olacak biçimde toplumda işlenip ve toplumun biçimlenmesi,toplum ve inanç alanında sinerjiler oluşturulmasıdır.Toplumun zihnine didaktik bir karakter kazandırılmasıdır. Çağa uygun bir dinamizm ve sinerji şeklinde toplum oluşturulmasıdır
Akif topluma dinamizm ve sinerji kazandırılmasında, sürekli bir hareket ve mücadele halindedir.Sürekli bir hareket ve mücadeleyi, kemale ulaşmanın gereği sayar ve âlemdeki her şeyin kemale doğru hareket ettiğini söyler. Âlemdeki her şeyin hareket ettiğini, âlemde durağanlığın bulunmadığını, insanın da bu hareketliliğe katılması gerektiğini vurgular.Sürekli hareket ve mücadele aydınlanma ve aydınlatma; uyanma ve toplumun uyandırmadır. Uyanma; ‘’o ihtarının’’ muhatabı olan insanın, insan-ı kâmil olma fırsatını ancak yaşanılan dünya içerisinde elde edilebileceği bilinciyle hareket etmesidir.Tüm sistemleri önceden belirlenmiş, kodları ve davranış biçimleri değişmeyen bir düzene dâhil olarak dünyaya yeniden doğmaktır. Dünyaya doğmak, hayatı duyarak, özümseyerek ve kendi varlık şartlarının ışığında yaşama amacını taşımaktır. Dünya içerisine bir kez doğduktan sonra ruhunu alabildiğine geniş tutup, her gün ‘yeniden doğuş’lara yönelmedir… İnsanların gömülü oldukları karanlıklardan aydınlığa çıkmaları için yeni davetiyeler göndermektir.Bunları gerçekleştiren insanlar,‘farkındalık eşiği’ni atlayabilmiş olan insanlardır.Yunus Emre’nin diliyle, “her dem yeniden doğar” ve tazelenme şansını yakalamış olur. Bu şansı elde etmenin esası, bireyin varoluşuyla ilgi endişe duyması, hayatının anlamını sorgulamasıdır. “Yeniden doğuş” olarak tabir edilen bu dönüşümde,zedelenmişinkilerini ve karanlıkta kalan yanlarını aydınlatmak için sürekli bilinçli
olma/ayık olma halini elde bulundurmaktır. Akif yeni bir müteal ilişkiyi keşfederek hayata dönmüş ve hayatı kirleten, insanı ve değerleri istismar eden kirleri gidermeyi ve engelleri ortadan kaldırmayı amaçlamıştır. İnsan yığınlarını müşterek gayeler ve hissiyatlar çerçevesinde birleştirerek halin ihyası ve geleceğin inşası hususunda topluma yeni ufuklar aralamıştır. Çalışma potansiyelini ve düşünme yetisini, diğer insanların ‘’ötekileşme’’ anaforundan kurtulması için kullanmıştır. İnsanları madde plânındaki varlıklarından daha çok, tinsel varlıklarına yönlendirmiştir. Sadece milletinin sıkıntılarını fark etmekle kalmamış, karanlık noktalarını, çıkmazlarını ve zedelenmişinkilerini bir bir netleştirerek aydınlığa kavuşturmak için çabalamıştır. Bu nedenle Akif’te Kur’an ile asrın ilmini birleştirmiş ve çalışmanın merkezinde almıştır.Toplumdaki bütün sosyal, siyasî, ekonomik olayları “fotoğraf realizmi” denilebilecek bir gerçekçilikle bunlara çözüm yolları arayacak ve ürettiği fikirleri, erginleştirme yöntemiyle “asrın idrakine sunmuştur
Sonuç olarak;Safâhat, toplumun kendi inanç ve hayat felsefesini yenileme gücüdür. Akif’’te irfan-mekân ilişkisinden doğan kurulu kavramsal alanı ve bu alanı oluşturan parçaların birinden diğerine aktarılan anlamlar dünyası arasındaki ilişki,asrın idrakine yansıtılmıştır. Safâhat’ta yer alan bilgiler, toplumun bütünleşmesini sağlayan bir takım değer ve normlardan meydana gelen sosyal sistemi besleyen, dolayısıyla toplumu kuşatan referans çerçevesinde manevi değerlerdir.Üstün insan imajını ve idealini oluşturmak için, insanın gerçek manada tekâmül edebilmesinin icaplarıdır.Safâhat’ta, konulara yaklaşımını, anlatma ve öğretme yöntemini sosyolojik açıdan ele alınması, O’nu daha doğru anlamaya, onun temsil ettiği çizgiyi ve o çizginin zihniyet dünyasını daha iyi kavramaya çok önemli katkılarda bulunacağı açıktır.