NE OLACAK ŞU İNGİLTERE’NİN HALİ?
Özgür Taşçı
Bu başlık tam bir “yorgun imparatorluk” hissi veriyor?
Son dönemde Epstein bağlantıları, kraliyet çevresine kadar uzanan iddialar, hükümetlerin peş peşe düşmesi, başbakanların neredeyse mevsimlik değişmesi, Brexit sonrası yaşanan ekonomik ve diplomatik savrulma… Bunların hiçbiri tek başına açıklanamaz ama birlikte okunduğunda şunu söylüyor:
İngiltere’de kurumlar ayakta fakat itibarları yıpranmış durumda.
Biraz açalım:
1. Epstein meselesi ve “dokunulmazlar kulübü” algısı
Prens Andrew örneği, İngiliz kamuoyunda şunu netleştirdi:
“Eğer yeterince yukarıdaysan, hukuk sana uğramıyor.”
Bu, sadece bir ahlak krizi değil; hukukun eşitliği ilkesine ağır darbe. Devlet dediğin şey biraz da “herkese aynı mesafede durabilme” iddiasıdır. Bu iddia ciddi yara aldı.
2. Siyasi istikrarsızlık ve liderlik krizi
Cameron, May, Johnson, Truss, Sunak…
Sorun isimler değil, sistemin kriz ürettiği hâlde çözüm üretememesi. Parlamento geleneği güçlü ama toplumun gündelik derdine cevap veremeyen bir elit dili var. Halkla yönetici sınıf arasında soğuk, mesafeli ve kibirli bir duvar oluştu.
3. Brexit sonrası “yalnız ada” sendromu
Brexit bir egemenlik hamlesi olarak satıldı ama sonuçta:
– Ticaret zorlaştı
– Gençler Avrupa’dan koptu
– İskoçya ve Kuzey İrlanda meselesi derinleşti
İngiltere yeniden “küresel oyuncu” olmak istiyor ama elindeki kartlar artık 20. yüzyıl kartları.
4. Medya, istihbarat ve siyaset üçgeni
İngiltere uzun süre “derin devletini” iyi gizleyen bir ülkeydi.
Şimdi ise dosyalar, sızıntılar, eski ilişkiler bir bir ortaya dökülüyor. Bu da şu hissi doğuruyor:
“Biz masal dinlemişiz.”
Özetle:
İngiltere çökmüyor ama ağır bir itibar ve anlam krizi yaşıyor.
İmparatorluk sonrası kimlik hâlâ tam bulunabilmiş değil. Kraliyet bir sembol ama semboller karın doyurmuyor, adalet de dağıtmıyor.