MİLLİ EĞİTİM NE YAPMALI?
Sivas’ta olduğu gibi akıl sır ermeyen bir kazanma at yarışının, bu şehrin çocuklarına yaşatılması gibi bir tuhaflık, nerede var Allah aşkına? Sadece ama sadece kazanmaya yönelik öğretim duruşu, değerler bütününü de zedelerken, sadece kazanma esaslı mekanik duygusuz bir neslin inşası ortaya çıkmaktadır.
Bu tuhaf neslin oluşumunda, bilinçsiz anne babaların büyük etkisi olduğu kadar, bilinçsiz eğitimci ve okulların da payı var.
Düşünebiliyor musunuz, daha çocuklar hayatın renkli yanını tam öğrenmeden, sezmeden kazanma hoyratlığına sokuluyorlar.
Daha çocukların, kalpleri ve zihinleri yeni yeni gelişip, güzellikleri içselleştirecekleri bir zamanda, ellerine tutuşturulan deneme sınavı kitapçıkları, onların bütün yeteneklerini sınırlandırmakta ve kazanmaya yönelik güdülemektedir.
Bu taptaze beyinleri, şıkların içine hapsetmekten ve kesin doğru ve kesin yanlışı bulmalarını istemekten daha kötü ve kolaycı ne olabilir?
Bakanlığın 2005 programı çok güzel. Araştırmayı ve sorgulamayı öne alıyor. Yapılandırıcı bir anlayışla yorum gücüne ağırlık veriyor. Eğitimi önde tutuyor.
Ama Sivas’ta birçok öğretmen, hala kendi kafasına göre eski usullerle eğitim veriyor.
Hatta Sivas’ta birçok eğitimci, çocukları ağır sorular ile karşı karşıya bırakmaktadırlar. Böyle bir anlayış, çocukları eğitmekten ziyade, sadece kazanmaya odaklı barbar bir acımasızlığa sürüklemektedir.
Tam kültürel dokuyu ve dili kavrayıp, o renkli algılamalar desteğiyle üretici olacakları bir zamanda, ellerine tutuşturulan şıklardan oluşmuş cendereler, onların ruhlarını ve algılama hayallerini sınırlamakta ve bir müddet sonrada toplum dışı davranışlara sürüklemektedir.
Sanki çocuklar daha birinci sınıfta, LYS ye gireceklermiş gibi bir telaş halinde sınavlara hazırlandırılmaya çalışılıyor.
Temel pedagojiden yoksun birçok eğitimci, sanat dersleri olan resim, müzikte bile Matematik, Türkçe, yapmaktadırlar.
Velilere de, bakın biz müzikte resimde bile soru çözüyoruz diyorlar. Veliler de gururla, “bizim çocuğun öğretmeni müzik ve resimde bile matematik sorusu çözdürüyor” diye anlatıyorlar.
Bu tam bir skandal ve eğitimi bilmemektir. Çocukların hoyratlığa, kabalığa, toplum dışı davranışlara sürüklenmesi demektir.
Bilmiyorlar ki çocuğun hayatını zehir edip, kişiliğini ve kimliğini pasifize ediyorlar.
Bundan dolayı, kendini sanatsal olarak ifade edemeyen çocuklar da ilerde toplum dışı davranışlara meylediyorlar.
Sonrada ardı arkası gelmez sıkıntılar. Rehberlikler, psikiyatrisiler, karakollar, kabalıklar, hoyratlıklar ve mahvolan nice hayatlar…
Mutlaka ama mutlaka bu büyük bilgisizlik önlenmeli.
Velilere bunun yanlış olduğu bilimsel verilerle açıklanmakla birlikte, böyle ders yapan eğitimciler de mutlaka ama mutlaka hizmet içi eğitime tabi tutulmalılar.
Milli Eğitim Müdürlüğü hizmet içi eğitimlerle, Sivas’ta yaşanan garabetlere mutlaka müdahale etmeli. Bakanlığın programı dışına çıkan okullar ve eğitimcilere, müsaade edilmemeli.
Çocuklar bizim geleceğimiz. Ülkemizi müreffeh medeniyetler seviyesine çıkaracak hatta onları da geçirecek ümitlerimiz. Onların yetişmelerinde keyfiyete ve bilinçsizliğe müsaade edilmemeli.

