Sivas“adam kıtlığı hastalığı” ile karşı karşıya. Uzun yıllara yayılan bu hastalığın çaresi nasıl bulunup da, tepeden tırnağa sosyolojik bir arınma gerçekleştirilecek bilemiyorum
Talihsiz ve yalnız şehrim Sivas, kendisini çepeçevre saran hokkabazlarla nasıl mücadele edecek?
Dört bir taraf, kendini ama sadece kendini düşünen hokkabazlarla dolu.
Toplumun her yerini bir örümcek ağı gibi sarmışlar.
Hokkabazlıkta, hokus pokuslukta üstlerine yok…
Liyakatten yoksunlukları, ayan beyan ortada olmasına rağmen, allem edip kalem edip, en önemli yerlerde arzı endam edip, varlıklarının devamı için çabalayıp duruyorlar.
Sivil toplumda, yerelde, her yerde, her anda…
Biri bir makam veya bir yere layık ise, şehrimiz “akıl daneleri” allem edip kalem edip tarumar ederler o şahısları.
Çamur atarlar, çelme takarlar, daha olmazsa olmadık hikâyeler düzüp saf dışı bırakırlar.
Tek arzuları kendi ikballerinin devamıdır.
Doymayan iştahlarının, daha da perçinleşip, gök kubbeye yükselmesidir.
Açmış, susuzmuş, evine ekmek götüremeyenmiş umurlarında olmaz.
Varsa yoksa kendi ikballerinin devamı.
Varsa yoksa, bitmez tükenmez açlıklarının daha da açlanıp semirmesi.
Layık olmadıkları birçok yeri işgal ederek, yıllar yılı layıklarmış gibi ahkâmın ahkâmını keserler.
Bir de, her dem liyakatten bahsedip, hakkaniyete methiyeler düzerler…
Daha olmazsa, bulurlar yanlarında yörelerinde hokkabazları, kendi cambazlıklarının kaviliği için hokus pokus yaptırırlar…
Hokus pokus…
Olmayanı olmuş gibi gösterme…
Yapılmayanı yapılmış gibi illüyonize etme…
Evine ekmek götüremeyenleri, sosyal yardımlarla geçinme savaşı verenleri görmezden gelip, kendi klanları içinde kurdukları kast kardeşliği doğrultusunda, ahaliye çalışkanlık cakası satma…
Hokus pokus…
Olmayanı olmuş gibi, yapılmayanı yapılmış gibi göstererek şehri tüketme hayallerini gerçekleştirirler…
Ama illa da Sivas’ta.
Şehrin sahibi kayıtsız şartsız biziz dercesine, tükettikçe tüketirler emeği ve alın terini…
Ekonomik ve kartvizit kastlarının daha da, daha da büyüyüp gelişmesi için, iyileri saf dışı bırakıp, illüzyonist maharetleri ile her şeyi kendi istekleri doğrultusunda şekillendirirler.
**
Talihsiz ve yalnız şehrimizin en büyük açmazı bu tür insanların çokluğu maalesef. Sivas’ın geleceğinde bu tür insanla etkin olduğu sürece, şehrin kaderi yalnızlık ile örtüşmeye devam edecek.
Ne yazık ki malzeme bu işte. Meydanda olanlar ve meydanı kaptırmayanlar bu türler…
Sevgili okurlar şehir “adam kıtlığı hastalığı” ile karşı karşıya.
Dağ gibi adamların kıyıya köşeye çekilip, meydanları bu cambazların işgal etmesine daha ne zamana kadar müsaade edilecek? Daha ne zamana kadar, “adam kıtlığının” bu şehrin kaderi olmasına ses çıkarılmayacak?
